seni neden sevmedim?
                                                        "insan insana aşık olmaz güzelim
                                                                                       insan insanın yanında bile durmaz."

İnsanlar üşümüyor artık telefonlar titriyor onların yerine. Ben çok üşüyorum doktora gittim de doktor güldü halime. Arkadaşlarla yanık ciğer muhabbeti yaptığımız zamanlardı, ciğerlerimizin yandığından konuşup neden üşüdüğümü anlatmasını beklediğimiz tahlil sonuçları için sıra aldık, alnında "işimi sevmiyorum" yazan asık suratlı sekreterden. Kadının suratı bana çamaşırları asmadığımı hatırlattı, eve gidince muhakkak tekrar yıkamalı, kötü kokmuşlardır. Tahlillerden hiçbir şey çıkmadı. Yani tamam, çok şükür ama, vücudumda bir şey eksik olsaydı ve onu ekleseydik ve artık üşümeseydim dedim bizimkilere. Haklısın, dediler, epey sinir bozucu bi durum, Ciğerci Apo'ya mı gitsek?

Dünya yuvarlaktır, buna tüm kalbimle inanıyorum. Sürekli başladığım yere geri dönmemi ve asla ileryemememi buna bağlıyorum. Talihimle ilgisi yok, dünya yuvarlak ve sürekli dönüyor. İnsanlar da dönüyor içinde hızla; sözünden dönüyor, gözleri dönüyor, arapsaçına dönüyor, beyninden vurulmuşa dönüyor... Kendime ne kadar güvendiğimi yokluyorum, yatağıma uzandım, gözlerimi kapadım, aklımı dinliyor ve soruyorum kendime ne kadar güveniyorum. Gözlerimi açınca cevap tavanda beliriyor, karanlıkta yanan yapay yıldızlarla yazılmış: hiç. Sürekli birlikte takılmamıza, birlikte ağlayıp birlikte gülmemize rağmen kendime hiç kadar güveniyorum. Sonra kalkıp kendimden başkalarına güvenmeyi bekliyorum. Gülüyorum, insanlar çok gaddar. 

-Ben de insanım.-

Aşk, dünyanın en hızlı gelişen duygusu, kalp çarpıntısı ve mide bulantısı gibi yan etkileri olduğu söyleniyor. Maşuk, aşığın başını döndürüyor, dön,dön,dön. Kollarımı iki yana açıp dönmeye bayılıyorum, eğer çok dönersen kendini çimenlerde oturur ve konuşamaz bulursun. Bak dene, sana mini bir aşk gösterisi. Aşık olunacak, baş dönecek, kıza söylenecek, talih bu ya kız da onu sevecek, böyle nereye kadar denecek, yüzükler takılacak. Başlangıç ne kadar güzelse son o kadar yavan. Yaşamı gözlemliyor ve ağına takılmamanın yollarına bakıyorum, başka bir yolu olmalı muhakkak. Aşığın gözüne tüm bu sıradanlık muazzam gözüküyor, o olsun yanımda yeter diyor, ben tavana bakıyorum hiç yazıyor. 

İnsanın birini sevmemesinde neyin gizli olduğunu görüyorum. Bir sevgiyi görüyorsun ve hiçbir şey değişmiyor aksine bu sevgi husursuz ediyor. Her aşkın bir büyüsü, expecto patronum gibi bir anahtar kelimesi var, her kilidi açar, her problemi çözer, işte ben o kelimeyi henüz bulamadım. Arkadaşlarla o masada konuşulurken içimizde gözleri ışıldayan ve tavanlarında 'çok' yazanlar vardı, aynaya bakıyor ve gözlerimde o ışıltıyı yakalayamıyorum.

Dünyayı ters yöne döndürecek gücüm olursa birgün bırakırım ben de çok üşümeyi ama işte şimdi benim tahlil sonucumda "hiç" yazıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar